| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Bütüncül Bakış
10 Ekim 2011, 23:09 Çocukluğumda dinlediğim bir hikâye daha sonraki yıllarda ufkumun genişlemesinde ve hayata bakışımda çok etkili olmuştur. Anlatayım… Bir zamanlar, bir böcekten aşırı derecede tiksinen ve bu yüzden de yaratılışını gereksiz gören bir kişi varmış. Onun için de gördüğü yerde insafsızca öldürürmüş. Fakat bir müddet sonra öyle bir hastalığa yakalanmış ki, doktor doktor gezse de derdine derman bulamamış. Sonra bir gün, ilim irfan sahibi bir tabibe rastlamış. O da kendisine, o nefret ettiği böceği ezip suyunu içmesini söylemiş. Yapsa mı, yapmasa mı? Karar kendisinin. Denemekten başka çaresi de yok… En sonunda denileni yapmış ve sağlığına kavuşmuş. Bu arada dersini de almış. Bundan sonra her varlığa daha bir anlamlı bakmaya başlamış. Şu hikâye de çok meşhurdur… Bir gün aslan tuzağa düşer. Bir iki çabalar; fakat nafile! Her seferinde yorgun düşer ve ümitsizliği biraz daha artar. Küçük bir fare onun bu halini gözlermiş… Hey gidi ormanlar kralı! Kükremesiyle herkesi titreten ulu hayvan! Kim bilir şimdiye kadar ne eşekler, ne öküzler devirmiştir. Ama tuzağın ipleri karşısında aciz! Bir müddet sonra dayanamayıp yanına yaklaşır ve yardımcı olabileceğini söyler. Fakat kral onu küçümser. Koca aslanın yapamadığını, o küçücük haliyle fare mi yapacak? En sonunda çaresiz kalan aslan yardıma razı olur. Ruhsatı alan fare, tuzağın iplerini kemirir ve aslanı kurtarır. Bu kemirme aslında, aslanın gururunu da kemirme demektir. Ne demişler? Büyük lokma ye, büyük laf etme! İşin özü, Yunus’un deyişiyle, yaratılanı Yaratan’tandan ötürü hoş görmektir… Yoksa insan, dilinin de düşüncesinin de belasını bir gün çeker. Kur’an da hiçbir şeyin amaçsız ve boş yere yaratılmadığına sürekli vurgu yapar. Hz. Peygamber’in hayatında da konuyla ilgili pek çok örnek vardır. Peki, bu gerçek insanımızı neden hakkıyla öğretilemedi? Neden bu konu bu kadar ihmal edildi? Bunun sorumlusu kim? Belki de bu konuda hepimiz suçluyuz! Hz. Peygamber ne diyor? -Nasılsanız öyle idare edilirsiniz! Yani bir şekilde hepimiz ektiğimizi biçiyoruz. Bir ara, üniversitelerimizden birine bağlı bir fakültede kurulan matbaayı inceleme fırsatım olmuştu. Baktım, dar bir alanda beş on kişi gece gündüz demeden harıl harıl çalışıyor. Hem de mesai dışında. Ürettikleri de çok kaliteli. O işi koordine eden öğretim üyesine sordum… —Bunu nasıl becerdiniz? Meğerse o gördüğüm kişiler, o kurumda çalışan hizmetliler ve memurlarmış. İçlerinde bir iki tane de engelli varmış. Onları, sevgisini ve takdirini katarak öyle bir eğitmiş ki, hepsi de kısa zamanda profesyonellere taş çıkartacak seviyeye gelmiş. İnsanlara gerçek anlamda değer vermek, işte böyle bir şey. Elbette ki onlar da bunu karşılıksız bırakmamışlar. Öyle ya, ele eli yur, el de döner yüzü yur! Şu açık bir gerçek ki, sever gibi yapan değil; gönülden seven seviliyor. Bugün olmasa da yarın. Bakarsan bağ oluyor, bakmazsan dağ… Er geç her şey karşılığını buluyor. Ne var ki, dar görüşlülükler, hırslar, egoistlikler ve vurdumduymazlıklar insanın gözünü kör ediyor. Öyle olunca da ağacı seyrederken ormanın farkında olunmuyor. Böylece fırsatlar da bir bir elden kaçıp gidiyor. Ondan sonra da olan şu: -Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye! Eğer bu düşünceleri okullarımızın temel hedefi haline getirebilseydik, bakınız, ne olurdu? —İnsanların birbirlerine olan güveni bu kadar azalmazdı. —Anarşi ve terör belasından bu kadar mal ve can kaybı olmazdı. Dolayısıyla analar da babalar da ağlamazdı. —Gençler meslek seçiminde zorlanmazlardı. Çünkü her iş ve herkes değerli kabul edilirdi. Önemli olan hile yapmamaktır. —Altında kalanın canı çıksın düşüncesi yerine “biz ruhu” gelişirdi. —Kurallara uyulacağından, bu kadar trafik kazası olmazdı. —Polisin, özel güvenlikçinin, güvenlik malzemesi satanların ve çelik kapı üretenlerin sayısı bu kadar artmazdı. —Çalışanlar takdir edileceğinden üretim ve kalite artardı. —Herkes hak ettiğini alacağından kinler azalırdı. Bu listeyi daha da uzatmak mümkün. Eğer sizler de böyle olacağına inanıyorsanız, yapılacak iş şu… Bir an önce, her şeyin önemli olduğu inancının yaşandığı ve yaşatıldığı bir dünyayı elbirliği ile kurmak… İyi bilinmeli ki bir zincirin kuvveti en zayıf halkası kadardır. Bu makale 443 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1414 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2658072 defa okunmuş ve 2089 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||