| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Kim Yönetmeli?
11 Ocak 2012, 14:55 Bütün kutsal kitaplar, peygamberler ve düşünürler doğruluğu ve doğruları övmüştür. Diğer taraftan yalanı ve hileyi öven bir atasözü ve özdeyişe de pek rastlanmaz. Demek ki doğruluk, insan ilişkilerinde ve sosyal hayatı düzenlemede çok önemli bir değerdir. Böyle olmasına rağmen, toplumda doğru kişiler neden fazla sevilmez? Kimi dinlemişsek, genelde bu noktada bir şikâyet var. Bir dokun, bin ah işit! Özellikle esnaf kesiminin ortak kanaati şu… Yalan söylemeden bu işler olmuyor! Sadece onlar mı? Nerdeyse her kesim bu noktada hem fikir. Bir zamanlar, toplumda şanı şöhreti bayağı yüksek olan birisine telefon etmiştim. Bir çocuk çıktı. Daha babasını sorar sarmaz başladı bağırmaya… —Baba! Seni evde yok, diyeyim mi? Belli ki bu işi öğrenmişti. Var olan baba için “yok” denirse, kendi varlığını ispat etmiş olacaktı. Ne var ki bu sefer, telefon ahizesinin ses almaya yarayan kısmını kapatmayı unutmuştu. Şimdi soralım? Bu çocuk nasıl doğruluk öğrenecek? İlerde kim bilir, daha neleri “yok” diyecek!.. Şunu unutmamak gerekir ki çevrede yaşamayan bir ahlâkî değeri çocuğa öğretmek mümkün değildir. Ana babalar, öğretmenler ve yöneticiler bunu hesaba katmak zorundadır. Hele bazı meslekler var… Daha ismi geçer geçmez, akla ilk anda yalan dolan ve iki yüzlülük geliyor. Şu bir gerçek ki egoist, mala mülke ve şöhrete düşkün, korkak ve hırsına mağlup kişiler çok yalan söylüyor. Hele bir de Allah korkusu yoksa… Bir de şu husus var… Maalesef, köşe başını tutmuş kişilerin çoğu, hangi görüş ve inanca sahip olursa olsun, doğruluktan pek hoşlanmıyor. Onun için de yanlarında hep tatlı sözler söyleyenlere şans tanıyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse, doğruluk biraz acıdır. Ancak aklı, kararlılığı ve sabrı olanlar onun tatlı meyvesini devşirebilir. Doğruluğu öğretmek için, başta örnek olması gereken kişilerin ve model şahsiyetlerin hem doğru olması, hem de doğruluğu ödüllendirmesi gerekmektedir. Şu hikâye bu açıdan çok önemlidir: Genelde padişahlar ölünce yerine, oğullarından ya da yakınlarından birisi geçer. Ama bir padişah farklı düşünür… Bakınız, ne yapar? Önce ülkenin bütün gençlerini toplar. Haliyle aralarında kendi oğulları da vardır. Her birinin eline birer tohum verir. Ardından da şöyle bir açıklama yapar: —Bu çok değerli tohumları ekecek ve sulayıp yetiştireceksiniz. Sonra da bir yıl sonra bana gelip göstereceksiniz. Hanginizin aklını fikrini ve gayretini bu işte iyi kullanıp kullanmadığına bakacağım. Buna göre de benden sonra yerime geçecek olan padişahı belirleyeceğim. Mesajı alırlar. Tam bir yıl sonra, belirlenen gün ve yerde ürünlerini yarıştırmak üzere toplanırlar. Hepsini bir heyecan sarar. Öyle ya işin sonunda tahta çıkmak var. Oraya toplanan halk da merak eder… Acaba sonraki padişahları kim olacak? Saksılarda birbirinden güzel bitkiler vardır… Padişah hepsini bir bir inceler. Fakat bir gencin saksısında hiçbir şey yoktur. Bunu görür görmez şu açıklamayı yapar: —Size verdiğim tohumların hepsi de haşlanmıştı. Dolayısıyla filiz vermeleri mümkün değildi. Ama siz ne yaptınız? Öyle görünüyor ki bir şey çıkmadığını görünce başka bir tohum ekip huzuruma geldiniz. Fakat şu genç sahtekârlığa başvurmadı. Cesaretle huzuruma geldi. Ülkeyi yönetecek en akıllı kişi odur. Peki, siz ne dersiniz? O padişahın yerinde olsanız aynı feraset ve cesareti gösterebilir misiniz? Bu akla ve sabra insanlığın o kadar ihtiyacı var ki… Bu makale 486 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1414 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2658144 defa okunmuş ve 2089 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||