| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Metafizik Yönüyle Çanakkale
05 Mart 2008, 16:56 Cihan tarihinin en azametli harplerinden biri olan Çanakkale Savaşı, ‘Düvel-i Muazzama’ (İngiltere, Fransa, İtalya ve diğer devletler) adıyla maruf devletlere karşı; Osmanlı İmparatorluğunun kazandığı en son savaşın, altın sayfalardaki ismidir ÇANAKKALE… 250 bin şehidin kefensiz yattığı; imanın bayraklaşıp, şehitliğin kutsallaştığı bir destandır ÇANAKKALE… İman ve azmin maddeye karşı zaferinin bir sembolü; imandan gelen vatan sevgisinin, çuvalı yırtan mızrağıdır ÇANAKKALE… Müstekbirlerin hüsranı, mazlumların ışığıdır ÇANAKKALE… Asırlardan beri, şark milletlerini köleleştiren, onları derisine kadar yüzen, bir türlü doymak nedir bilmeyen aç, haris, muhteris, bir siyaset emperyalizmini meşru gösteren materyalist felsefenin mağlup olduğu yerdir ÇANAKKALE… Türk’ün şanını ve şerefini, şanlı tarihine kanıyla yazdığı ve ebedileştirip efsaneleştirdiği savaşın adıdır ÇANAKKALE… Almanya ile İngiltere’nin sanayi ve müstemleke rekabetinden doğan Birinci Cihan Harbi, İttihat ve Terakki Fırkasının Alman yanlısı tutum, gaflet ve ihanetleri; Alman istihbaratının tertipleri neticesinde Osmanlı Devleti, Cihan harbi yangınına itilmiş oldu. Rusya’da baş gösteren açlık nedeniyle; Çarlık idaresini sarsmaya başlayan Komünist ihtilalin ayak sesleri, müttefikler üzerinde olumsuz etki yapmıştı. Çarlık rejimini ayakta tutabilmenin ve mevcut buhranın ihtilâle dönüşmemesinin yegâne çaresi, Rusya’ya yardımda bulunmaktı. İşte bu nedenledir ki müttefikler, boğazları geçerek Rusya’ya yardımda bulunmak, Osmanlıyı tasfiye etmek ve muhtemel bir komünist ihtilâli de engellemek gayesiyle Çanakkale’ye saldırdılar. Çanakkale’de savaşan kuvvetler arasındaki dengeye bakıldığı zaman, çok büyük bir tezat olduğu görülecektir. Dünyanın emsali görülmemiş mümessilleri sayılan ve yenilmezlikleriyle öğünen itilaf güçleri karşısında, değil zafer kazanmak, zaferi aklının ucundan geçirmek dahi hayal gibi görülmektedir. Mehmetçik, Çanakkale Zaferini sadece maddi silahlarla, kahramanlık ve cesaret destanı ile değil; aynı zamanda sahip oldukları manevi kemal bereketiyle de bir fazilet destanı yazmıştır. Bir Hadis-i Şerifte ‘Cennete giren hiçbir kimse dünyaya tekrar geri gelmek istemez. Şehit bundan müstesnadır. Şehit, gördüğü şehitlik derecesinin büyüklüğünden ötürü savaşıp şehit olmak üzere tekrar tekrar dünyaya gelmek ister.’ Buyrulmaktadır. Hz. Allah, Çanakkale Savaşında Küffara karşı Mehmetçiğe sayısız nusrette bulunmuş ve şavaşanlar tarafından görülmüş ve müşahede edilmiştir. Bu olaylara ilgili bazı misaller: General Hamilton ‘…Sadece bugün 1800 şarapnel attık. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri koruyan Allah’larından ayırmak için başka ne yapılabilir...‘Bizi Türkler’in maddi gücü değil, manevi gücü mağlup etmiştir. Çünkü onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz, gökten inen güçleri müşahede ettik.’ Çanakkale komutanlarından Cevat Paşa, bir rüyasında ‘kef ve vav’ harflerini görür. Görülen bu rüyanın rical-i gayb (ermiş kişi) tarafından, depoda atıl durumda bulunan mayınlara işaret ettiğini ve denize döşenmesi halinde zaferin müyesser olacağını ifade eder. Yüzbaşı Hakkı Bey kumandasındaki Nusret Mayın gemisine ilgili emir verilerek 26 mayın denize döşenir ve düşman zırhlıları boğazın derinliklerine gömülür. ‘İngiliz Kraliyet Norfolk Alayının, Alay tepe istikametinde bir bulut tarafından 267 kişilik birliklerinin yutulduğu ve ölümleriyle ilgili hiçbir kayıt ve işaretin olmadığı, İngiliz kaynaklarında geçmektedir.’ ‘Lâdikli Ahmet Ağa, savaşın en hararetli bir yerinde askerler arasında susuzluk yaşanıyordu. Savaş meydanında beliren nur yüzlü bir zatın elindeki testi ile bütün askerlerin su ihtiyacı giderildi. Bu zat, Ahmet Ağa’ya: Yaralanırsan, bu sudan yaralarıma sürmemi istedi. Yaralanınca bu sudan sürdüm ve hemen iyileştim’ demiştir. ‘Cephe komutanı Vehip Paşa’nın maiyetindeki askerleri, Ramazan Bayramını kılmak için hazırlık yapıldığı esnada, bir bulut tarafından kuşatılarak düşman askerlerinden korundukları ve nur yüzlü ihtiyar zatın Fetih Suresi’ni tilavet ettiği’ ifade edilmektedir. ‘Churcill, savaş sonrası mağlubiyeti sebebiyle muhakeme edilirken : Anlamıyor musunuz, biz Çanakkale’de Türklerle değil, Allah ile harbettik!...Tabii ki yenildik…’ demiştir. İngiliz Lord Kurzon’un ifadeleriyle: ‘Türkler İslam denizinde yüzen balıklar gibidir. Bizler havuzun suyunu boşaltmadan Çanakkale’ye gittik ve mağlubiyetimiz de mukadder oldu. Bundan sonra en büyük görevimiz, havuzun suyunu boşaltmaktır.’ Demesi tarihi bir hakikattir. ‘Koca Seyyid, 276 kiloluk mermiyi topun ağzına sürüp, İngilizlerin Oşin zıhlısını batırdı. Cevat paşa kendisini tebrik için yanına çağırdığında, aynı ağırlığı tekrar kaldırmasını ister. Bu durumun o ana mahsus olduğunu, şimdi ise o ağırlığı kaldıramayacağını söyler.’ 1928 yılında hacca giden Alasonyalı Cemal Öğüt Hocanın, Peygamberimiz (SAV)’in türbedarı’ndan nakille anlattıkları: 1915 yılında Hindistan’ın âlim, fazıl ve Allah dostu bir zat, Resulullah’ı ziyaret maksadıyle Medine-i Münevvere’ye gelir. Bu zatla Ravza-i Mutahhara’da tanıştık. Fakat bir türlü gözyaşı, gönlünün kederi dinmiyordu. Sebebini sorunca; Uzun yıllar sonra güzeller güzelini, özlemimi gidermek için ziyarete geldim. Müşahede ettim ki, Resulullah (SAV) makamında değil, yoksa müşahadem mi doğru değil? Kalp gözüm mü körelmiş? Acaba hangi hatam sebebiyle onunla olamıyorum diye perişan olduğunu türbedar’a anlatır. Türbedar o gece güzeller güzelini rüyasında görür. Hindistanlı Âlim’in anlattıkları hatırlar fakat edebe mugayir bulur, sormaz. Allah Resulü kendisine: ‘Evet hissedilen doğrudur. Ben şimdi Medine’de değilim. Çanakkale’deyim. Çok zor durumda olan asker evlatlarımızı yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı. Şimdi onlara yardım ediyorum.’ der. Ruşen Eşref’in hatıratında: ‘Savaşta bizim veya düşman askerlerinin gözüne yeşil sarıklı askerler görünürmüş. Siz gördünüz mü onlardan? Afyon Sandıklıdan Mustafa onbaşı cevap verir: Hayır biz sarıklı kimseler görmedik. Yalnız yeşil kuşlar görürdük. Zeytin ağaçlarına konarlardı. Düşmanın gülleleri, kurşunları onlara dokunmuyordu.’ Osmanlı donanmasının Karadeniz’e çıkmasını engellemek için, Ruslar tarafından döşenen mayınların, Çanakkale boğazına akıntıyla taşınmaları, boğazı kapatıp müttefiklerin zıhlılarına geçit vermemeleri hayrete şayan bir vakıa olarak anlatılır. Osmanlı padişahlarından İkinci Bâyezid, babasından nakille anlattıkları: Fethin en şiddetli zamanında Rabbime iltica ederek, zamanın kutbunun imdada yetişmesini istedim. Şu şu vasıfta, bir beyaz atın üzerinde karşıma geldi: ‘-Korkma! Zafer senindir!...’ buyurdu. O Pîre:‘-Küffar askeri çok fazla!..’dedim. O da bana cübbesini açarak: ‘-İçine bak!’ dedi. Hayretle cübbenin yeninin içinden sel gibi akan bir ordu gördüm. ‘-Bu ordu sana yardıma geldi’ dedi ve devam etti: ‘-Şimdi şu tepenin üzerinden üç defa kös’e tokmak vur! Ve bütün askere hücum emrini ver!’ buyurdu. Ben de aynen öyle yaptım. O Pîr de, ordusu ile hücûma iştirak etti. Feth-i mübin gerçekleşti. Çanakkale’de mavi göklerin kızıl süsünü, imanlı ellerde şerefle dalgalandıran, şahadetleri dinin temeli olan ezan-ı Muhammediyi dindirtmeyen, kanları pahasına vatanımızı ve mukaddesatımızı çiğnetmeyen aziz şehitlerimizin ruhuna atfolunur. Ne Mutlu O Kimselere… Mehdi ERSOY
Bu makale 1844 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1345 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2314323 defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||