| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Resul-i Zişâna Münacaat
18 Nisan 2008, 17:47 Selâm sana ey Nebiyi Muhterem, Selâm sana Kâinatın Efendisi, şereflilerin en şereflisi, Selâm sana Hâtem-ül Enbiya, şefiği rûzi ceza, Selâm sana Nûr’i Muhammed’i, Rabbanî feyizlerin anahtarı, Bütün mahlûkatın âdetince selâm sana, ey Rahmeten Lil âlemin… Sebeb-i Mevcudatsın Ya Resulellah, Sen olmasaydın Kâinat olmazdı, seninle bizler var olduk. Hz. Âdem’de vardın sultanım. Varlığınla melekler, Hz. Âdem’e secde etti ve duası kabul oldu. Şeytan ise, ilâhi buyruğa uymayarak ebediyen lânetlendi sultanım. Hz. Nuh’da vardın Sultanım. Tufan seninle yok oldu, dünya seninle yeşerdi. Hidayete tabi olanlar, tufandan kurtulup huzura kavuştular sultanım. Hz. İbrahim’de vardın sultanım. Hz. İbrahim’i ateşe atanların ateşi, gülistana döndü sultanım. Nurun nârı, rahmetin zulmeti yendi sultanım. Hz. Eyüp’te vardın sultanım. Ümmetine sabretmeyi, belâ ve musibetlerde, Rahmana sığınmayı Ondan öğrendik.Çile ve musibetlerdeki inceliği, Hz. Eyyüb’ün sabrında öğrendik efendim. Hz. Musa’da sen vardın sultanım. Firavunlarla mücadeleyi, tefrikaya düşmemeyi; Kızıldeniz’in halifene râm, inkarcılara mezar olduğunu öğrendik sultanım. Hz. İsa’da sen vardın sultanım. Karanlığı ve zulmeti, köhnemişliği ve hurafeciliği bırakmayarak; Resulünün canına kastedenlerin arasından, bir nefes gibi semaya yükselişini öğrendik sultanım. Efendim; dünya zulmetle inlediği, mazlumların feryadı semaya ulaştığı fetret devrinde, kutlu doğumun sancıları yaşandı sultanım. Varaka b. Nevfel seni panayırlarda aradı ve sordu. Şairler seni, Kâbe’de asılan şiirlerinde anlattı. Kâhin Satıh’ın rüyaları, senin doğuşunun muştusu oldu sultanım. Rahip Bahira seni senden sordu. Nihayet o kutlu doğum gerçekleşti. Selam sana ey yetimler yetimi, selam sana ey kimsesizler kimsesi, selam sana ey Dürri yekta… Hoş geldin sefalar getirdin sevda ikliminin gülü, zulmet karanlığının kardeleni. Anam babam sana feda olsun ey muazzez peygamber. Hoş geldin Muhammedî güneş; gelişinle müfsitler muhlis, bozguncular ıslah oldu. Cahiller âlim, savaşçısı sulhsever oldu. Kin ve düşmanlıklar sevgi ve dostluğa, bedevilikler medeniliğe inkılâp etti. İman şerefi ile müşerref, Kur’an nuru ile münevver oldular. Mekke’de kıtlık yıllarının yaşandığı yıllarda yirmi beş yaşlarında Ebû Tâlib’in himayesindeydin sultanım. Hz. Hatice, kervanla Şam’a mal gönderecek güvenilir kimseler arıyordu. Seni teklif ettiklerinde görevi kabul etmiştin. Kervan hazırlandığında, seni hizmetçi elbiseleriyle devenin yularını eline aldığında, Hâşimoğullarının büyükleri de orada hazır bulunuyorlardı. Senin bu halini görünce dizlerinin bağı çözüldü, ağlayıp feryat ederek: ‘Ey Abdülmuttalib! Ey Zemzem kuyusunu kazan büyük zat! Ey Abdullah! Kabirlerinizden kalkıp, başınızı bu tarafa çevirip de şu mübareğin hâlini görün!’ diyerek acılarını dile getirdiler. Peygamber Efendimizin mübarek gözlerinden inci gibi yaşlar döküldü ve : ‘Beni sakın unutmayın. Gurbet elde gam ve keder çektiğimi yâd eyleyin’ demiştin. Bu sözleri işitenlerin hepsi ağlamıştı ve gökteki melekler de bu hâle ortak olmuştu. Sen üzülme sultanım; senin yerine biz üzülelim, biz mahzun olalım ve gözyaşı dökelim… Sen üzülürsen, yağmurlar yağmaz, güneş açmaz ve yeryüzü çöle döner… Ey sultanım, sen dirisin biz ölüyüz. Senin ab-ı hayatınla hayat buluruz. Sensiz hayat bir ölümdür. Diğer peygamberler, sadece gönderildikleri topluma rahmet iken; sen ey nebiler nebisi âlemlere rahmetsin. Diğer peygamberler insanların gözbebeği, sen ise bütün peygamberlerin gözbebeğisin. Senden nasibini alanlar, dünyada ve ahrette saadet ve selâmete kavuşurlar. Sen aramızda iken sultanım (gönlümüzde), Hz. Allah bizlere azap etmez. İnanmayanların da bir rahmet olarak azaplarının ertelenmesine vesilesin. Miraç gecesinde, perdelerin kalkıp huzur-u ilâhiye kabul buyrulduğunda, ümmeti-ümmeti diyerek, Rahmandan müjdeler getiren sensin sultanım. Sultanım; ümmeti arasında hüküm veren ilk peygamber sensin. Cennete ilk giren sensin. Senin ümmetin de, diğer ümmetlerden önce cennete gireceklerdir. Ebu Leheb; Efendimize eziyet etmekten, alay etmekten, İslâmiyet’e dil uzatmaktan zevk alırdı. Karısı da inat ve inkârında Ebu Leheb’e yardım eder, dikenli otları senin yoluna dökerdi. Ebu Cehil ise; Allah’ın nurunu ağzıyla söndürmek istiyordu. Ey sultanım! Ebu Lehebler ve Ebu Cehiller ölmedi, dünyaya hükmediyor, fesat çıkartıyorlar. Ümmetin, ümmetlerin en hayırlısı; sen ise peygamberlerin en seçkini, getirdiğin yol ise yolların en hayırlısıdır. Nebiler ve resuller ümmetlerine birer atiye, sen ise bizlere bir hediyesin. Atiye muhtaç olanlara verilir, hediye ise sevilenlere. Ne mutlu sana tabi olup sevineceklere. Yazıklar olsun, o üzüleceklere… Hani Bedir savaşında Ashab-ı kiram ile istişare yaparken sultanıma söyledikleri söz: ‘Ya Resulellah! Bize denizi gecelim desen, seninle birlikte geçeriz. Dünyanın öbür ucuna gidelim desen, seninle beraber gideriz. Kavmin Musa (AS)’ya dediği gibi ‘Sen ve Rabbin varın savaşın, biz burada oturacağız’ demeyiz, fakat biz deriz ki ‘Sen dilediğin yere git, seninle beraber olacağız.’ Sevmenin en yüksek derecesidir. Bu yüksek mertebe ‘Peygamberlerle beraber olmak’ mertebesidir. Ey sevgililer sevgilisi; bizler de senin şerefli ümmetinin birer ferdi olarak, seni tarihe değil gönlümüze gömdük. Oradaki nurla söz veriyor ve diyoruz ki: ‘Allah ve Resul’ünü malımızdan, canımızdan ve evlatlarımızdan üstün tutacağız.’ Ne mutlu sözünde sadık kalanlara ve kalacaklara… Mehdi ERSOY Bu makale 1536 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1345 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2314262 defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||