Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

AKTİF HABER

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SİTEMİZİ BEĞENİN

Ben Olmazsam

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

21 Kasım 2007, 01:56

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

Bazı kişiler ve kurumlar, kendilerini çok önemli görür. İlk anda bu, yanlış bir düşünce değildir. Elbette ki herkes ve yaptığı iş önemlidir... Hatta öyle olmak zorundadır... İş ahlâkı da bunu gerektirir. Bu bir var oluş meselesidir.


Yalnız bu düşünce, başkalarını önemsiz görmeye yol açarsa, kontrol edilemeyen pek çok problem ve tehlike ortaya çıkar... Tarihte bunun sayısız örnekleri yaşanmıştır. 


Çocukken bir köylümüz vardı. Sürekli, kendisi öldüğü takdirde çocuklarının geçinemeyeceğini söyleyip dertlenir; bazen da ağlardı... Bazı akrabaları ve dostları, boş yere kendisini harab ettiğini hatırlatsalar da, o yine bildiğini okurdu.


Derken, bir gün ecel gelip onun kapısını da çaldı. Sonra, ne oldu, biliyor musunuz? Babalarının kahrı ve hatırı yüzünden dışarıya çalışmaya gidemeyen çocukları, bir bir yuvadan ayrıldılar. Gözlerinin yanına bir göz daha açıldı. Hepsi de işlerini kurup ayaklarının üzerinde durur oldu. Eskiden, aynı çatı altında durmaktan dolayı didişen kardeşler, dayanışma içine girdiler.... Keşke babaları bunları bir görebilseydi... Ne yazık ki, nasip olmadı... Tabiî ki kuşkuları ve bencilliği yüzünden!...


Ailelerde, okullarda, iş yerlerinde ve kurumlarda, bu tip anlayışa hep şahit olmaktayız... Sivil toplum kuruluşları da böyle... Hatta okullardaki derslere varıncaya kadar bu anlayış hâkimdir...


Öğrencilik yıllarında, çoğumuz şu tip olaylara şahit olmuştur. Bazı derslerin hocaları, kendi dersleri olmasa, nerdeyse dünyanın sonunun geleceği havasını estirirdi.


Mesela, sırf bu anlayıştan dolayı, beden eğitimi, resim ve müzik öğretmeninin kapısını çalan veli pek azdır... Çünkü o dersler?... Yine, bazılarına göre bazı dersler?..


Diğer taraftan orta dereceli okullardaki sayısal ve sözel ayrımcılığı...  Ayrıca, okul farklılıkları... Yüksek okulların bölümleri... Hepsi de bu havanın içinde bugün...


Aslında çok iyi bilinmektedir ki, konulan birçok ders ve açılan bölümler, tamamen siyasîdir. Yani, bir anlamda, güç gösterisidir...  İhtiyaç ya da bilgi noktasından meseleye bakılarak konulmuş ya da açılmış değillerdir. Hele siz, artık ihtiyaç olmadığı için bir dersi ya da bölümü kaldırmaya çalışınız... O zaman, ne haklar ve hukuklarla gelirler üstünüze!..


Bir zamanlar, şeyh olarak görülen bir efendinin konferansını dinlemiştim. Konuşmasının sonuna doğru öyle gaza bastı ki... Bir şeyler olacağı belliydi... Ne dese beğenirsiniz!..


Siz benim kim olduğumu bilseniz, bu tavan üstünüze yıkılırdı!..


Tabiî ki herkes şok olmuştu...


Konferanstan sonra, bu efendinin peşini bırakmaya niyetli değildim. Arkasından, bin minnet rica ile, daha özel konuşmaların yapıldığı ve feyizlerin dağıtıldığı (!) yere gittim. Baktım, şehirde, siyasilerden tutunuz, cemaat önderlerine varıncaya kadar, her kesimle fiş-piriz ilişkisi olan bir şahsın evi...  Köşeler hemen tutuluvermişti, bir anda... Yalnız, adaptan (!) olacak; şeyh efendinin yanında boş bir yer vardı... Başka da yer olmadığı için, üzerime yöneltilen anlamlı bakışlara pek de aldırmayarak, doğru gidip oraya oturdum......


Tam yeni hikmetler serdedilmek üzere iken, sirk seyretme heveslisi olan bir çocuk edasıyla, efendiden şöyle bir dilekte bulundum:


Keşke şu tavanı üzerimize yıksaydınız da bir görseydik!..


Kalabalık da, efendi de, bir anda neye uğradığını şaşırdı... Tam bir soğuk duş etkisi oluştu... Anlaşılan o ki, şeyh efendi, tavanı yıkamamıştı; ama bu söz, orada bulunanların çoğunun dünyalarını tepesine yıkmıştı... En azından kafa konforları bozulmuştu!..


12 Eylül 1980 ihtilâlinden sonra, üniversitemizin bütün öğretim elamanlarını bir salona topladılar. Bir askeri üst yetkili, konuşmasının bir yerinde şu anlama gelen ifadeler kullanmıştı:


Hukuk yapmak için, hukuk okumaya gerek yok... İşte, biz yaptık!..


Bu sözüyle, biz her şeyi yaparız mı demek istiyordu;  yoksa, kendisini hukukçu zannedenlerin hukuk anlayışlarını mı eleştiriyordu?... Bunu kendisine sorma imkânı, maalesef, olmadı.


Bu konuda, o kadar çok misâl var ki... Say say, bitmez...


Bakıyorsunuz, harç karmada biraz maharet kazanan bir işçi, “Ben inşaat mühendisinden daha iyi karıyorum.“ diyor. Aslında o iş, onun işi... Elbette karacak... Ama işin hesabını kimin yapabileceğini düşünmüyor...


Biraz ustalıkla kan alan bir hemşire ya da sağlık memuru, kendisini doktordan daha bilgili zannediliyor... Bazı kurumlarda, “Ben olmasam burası batar.“ diyenden geçilmiyor...


Kimisi de cennete gitmenin garantisini belirli kişilere ve mesleklere havale ediyor. Aynı şekilde, başka bir kesim, yükselmenin, gelişmenin, vatanı ve milleti korumanın garantisi olarak kendisini görebiliyor!..


Mevlâna’nın ifadesiyle, hayvan izinde birikmiş su; üzerinde saman çöpü... Ve onun üzerine konmuş bir sivrisinek... Ardından, kaptanca pozlar!..


Bu, baştan sona bir eğitim meselesi...


Maalesef, bu anlayışla eğitiyoruz çocuklarımızı... Bir fırsatını bulan, kendisini Kaf Dağı’nda görüyor... Biraz güçlü olduğunu zanneden, küçük tepeleri kendisinin yarattığına, herkesi inandırmaya çalışıyor.


Şunu unutmamalıyız ki, toplum bir vücut gibidir. Ve her uzuv önemlidir. Hastalık esnasında, bazılarının tedavi masraflarının fazlalığına bakarak, o bölümü daha önemli görmek yanlıştır. Aynı şekilde, az masraf edilen kısım da değersiz değildir...


Hangi konumda bulunursak bulunalım, herkes önemli, herkes birbirine muhtaç...


Diğer taraftan, herkesin ve her kesimin elbette bir gücü vardır. Kim bu gücü, kendi bütünlüğünü oluşturan organlara karşı kullanırsa, bir gün kendisi de yok olur.


Bakınız, küçücük bir fare, tuzaktaki aslanın iplerini kemirip onu hürriyetine kavuşturma gücüne sahiptir. Aynı şekilde, tarihte, farelerin, barajların altını oyup bir ülkeyi sele boğduğu görülmüştür. Bir kuş sürüsünün, ayaklarında taşıdığı taşları atarak,  kocaman fil ordusunu perişan ettiğini unutmamak gerekir. Rivayete göre, Nemrud’un işini de bir sinek bitirmiştir... 


Nitekim bilinçsizce yok ettiğimiz haşereler de, yok oluş güçlerini göstermektedir...


Bakınız, kutup ayılarının kış uykuları da, bu güç gösterisi yüzünden kaçırıldı... Arkasından kimlerin uykusunun kaçacağını, henüz, sağlıklı bir şekilde düşünen yok... Bakalım, o kuş tüyü yataklar, uyumaya yetecek mi?..


Yunus bu gerçeği şöyle dile getirir:


Bir sinek bir kartalı,


Kaldırdı vurdu yere.


Yalan değil gerçektir.


Bende gördüm tozunu...


İnsan güce ve güçlü görünmeye aşık...


Eğer gücü, sadece makamda, parada, kurumlarda, kasların sağlamlığında, şöhretlerde, farklılıklarda ararsak, bir gün hayal kırıklığına uğrayabiliriz.


Peki, nerde bu güç?


Güç, birlikte... Güç, haklı olmada... Güç, dürüstlükte... Güç, her şeyi yerli yerine oturtmakta... Kısaca güç, insanlıkta!..


Bunu anlamak için, gece ile gündüzü, tepe ile ovayı, kışla yazı, güneşle gölgeyi, gül ile dikeni, yokuşla inişi, dertle devayı, tohumla toprağı, başla ayağı, kafa ile kalbi birlikte düşünmeliyiz…


Aklın yolu budur...


Öyleyse, eğitim sistemimizi, eğitilmiş bir aklın ilkelerine göre, yeniden düzenlemek durumundayız.


 Bor’un pazarı geçmeden... Bilmeliyiz ki, çıkmadık canda ümit vardır !.

Prof.Dr.Abdullah ÖZBEK

Bu makale 1305 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Elleri Taşın Altına Sokmak03 Şubat 2012

 TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

GOOGLE TRANSLATE

ANKET

Sizce Orduspor Bu Sene Süper Ligde Tutunabilir mi?




Tüm Anketler

 TÜM GAZETE MANŞETLERİ

AİLE HEKİMİNİ ÖĞREN

İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 1344  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 2307845  defa okunmuş ve 1967 yorum yazılmıştır.

 

Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

  -=| Karadeniz Toplist |=-

Altyapı: MyDesign