| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Vatanı Kim Daha Çok Seviyor?
21 Kasım 2007, 02:03
Vatan, gazi ve şehit olma duygusuyla uğrunda savaşılan, yüce bir değerdir. Ayrıca o, ay yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı, hürriyetlerin teneffüs edildiği, camilerin ve minarelerin yükseldiği yerdir… Biz, millet olarak, vatan denildiğinde, farklı bir heyecan duyarız… Çünkü kolay bulmadık onu… O bizim bayrağımız, gözbebeğimiz, aşkımız, ümidimiz, şiirimiz, destanımız, anamız, canımız ve kanımızdır… Onun için Âkif, önemle şu hatırlatmaları yapar: Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı. Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı… Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı. *** *** *** *** *** *** *** ** Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!.. Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ. Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ… Bizde vatan borcu (askerlik) çok kutsaldır. Hatta eskiden, bu görevi yapmayanlar, hem adamdan sayılmaz hem de evlendirilmezmiş… Sırf bu yüzden, sağlığı elverişli olmadığı halde, bir yolunu bulup askerlik yapanları bilirim. Hem de ne zahmetle!.. Vatanın önemini kavramak için, sudan çıkarılmış balığın çırpınışlarını gözlemek yeterlidir. İşgal altında yaşayan insanların hallerini görmek ve üzerinde empati yaparak düşünmek de vatanın ne derece önemli olduğunu anlatır… Tabiî ki görenlere ve düşünenlere!.. Vatan olmazsa, din de, namus da, şeref de, haysiyet de olmaz!.. Böyle olduğu içindir ki Hz. Peygamber, vatan sevgisinin imandan olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, vatan için nöbet tutmaktan dolayı uykusuz kalan gözleri de övmüştür. Vatan sevgisi!... Diğer bütün sevgilerin olmazsa olmazı!... Değer bu kadar yüksek… Böyle olunca da, bütün kutsal değerler gibi, bu sevginin de istismarı çok olmaktadır… Onun için, bu alandaki sahteciliğe ve kalpazanlığa karşı çok dikkatli olmak gerekir… Özellikle, yavuz hırsızları iyi tanımak şarttır. Yoksa, gerçekten vatanı sevenler, bir de bakmışsınız ki, vatan haini durumuna düşmüş!.. İşin en acısı da budur… Peki, kim vatanı daha çok sevmektedir? Bunun, gözle görülür ve elle tutulur bir ölçüsü yok mudur? Elbette vardır… Hem de çok vardır… En başta, bu vatan toprağında otoriteyi ellerinde bulunduranlar, adâlete son derece riayet etmelidir. Adâletten şüphe duyulduğu yerde, o toplumda yaşayanların vatan sevgisi yara alır. Onun için, en çok vatanı sevenler, bulunduğu ortama göre, adâleti kollayıp gözetenlerdir. Evet, adâlet!.. Adâlet!.. Onun olmadığı yerde, herkes birbirinden şüphelenir; en kutsal değerler bile, “bölücülük ve bozgunculuk” aracı olabilir… Özellikle bu nokta, büyük önem taşır. İyi bilinmelidir ki, çalışmaktan kaçan, mesleğine hor bakan, işini üstün körü yapan, elini taşın altına koymayan, ufak bir dalgada gemiyi ilk terk eden, kendi vatandaşlarına “beyaz adam havası” atan, memleket çocuklarının geleceğini ipotek altına alan, kendisine engel olanları “şucu bucu” diye yaftalayan, hayalî korkular üreten, en küçük işte arazi olmaya çalışan, rüşvet alıp veren, dayılarla bir yerlere gelen, liyâkati bir tarafa atan, şu ya da bu şekilde ayrımcılık yoluna sapan, hep kirleten, önüne geleni yakıp yıkan, çalıp çırpan, kendisinden başkasına hak tanımayan, gününü gün eden, geçmişini ve geleceğini görmezlikten gelen, aşa gelince yanaşıp işe gelince sıvışan, hangi iş ve makamda olursa olsun; adâlet terazisinin bozulmasında, şu ya da bu şekilde rol almış demektir. Bu terazi bozulunca ne oluyor, bakınız!... Nerde hırsız, soyguncu, hortumcu, haram yiyici, rantçı, haydut, eşkıya varsa, “vatanı biz daha çok seviyoruz” havasıyla, millete illallah dedirtiyor… Dahası da var… Bir de, utanmadan, kalkıp milleti vatan sevme testinden geçirmeye kalkışıyor... "Vatan, Millet, Sakarya edebiyatı" ile!.. Bu hepten kahrediyor insanı!.. Diğer taraftan, başta medyanın ve bazı odakların da yardımıyla, halkın beyni yıkanıyor, uyuşturuluyor ve vurdumduymaz hale getiriliyor. Neticede, toplumun düşünme, sorgulama ve denetleme ruhu, kökten dinamitlenmiş oluyor. Bu durumu, yıllardır izler ve gözlerim… Vatana, millete ve insanlığa yararlı bir iş ortaya koymadan, "vatanı ben herkesten çok seviyorum" iddiasında bulunan, o kadar kişi tanırım ki… Hele şu, "devletin malı deniz, yemeyen domuz" anlayışında olanlar yok mu?... Bunlar, eline her fırsat geçtiğinde, hem yiyorlar, hem de “vatan elden gidiyor” diye yaygarayı basıyor… “Hân-ı Yağma/Yağma sofrası” isimli şiirinde Tevfik Fikret, bu tiplere şöyle seslenir: Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! Vatanı seven, dış dünyanın ne dediğine bakarak kendini düzeltmeyi ilk hedef olarak ortaya koymaz. Önce kim olduğunu ve buna göre ne yapması gerektiğini hesap kitap eder. Açıkça anlaşılmaktadır ki, rast gele ifade ve hareketlerle vatana sahip çıkılmış olmuyor… Orhan Şaik Gökyay, “Bu vatan kimin?” isimli şiirinde, bunu gayet güzel dile getirir. Şunu unutmamak gerekir ki, kuru kuruya vatan kurtarıcılığının da hiç bir anlamı yoktur… Aslında, kuzuyu kurttan kurtarıp sonra da kendisi kesen kişi, canavardan daha canavar ruhludur. Bazı kişilerin "vatan sevgisi" sözleri, aklıma hep şu olayı getirir: 1980 öncesi yıllarda, bir ara ortaöğretimde öğretmenlik ve idarecilik yapmıştım. Aynı zamanda disiplin işlerine de bakıyordum. Bir gün, o zamanki deyimle, orta üçüncü sınıf öğrencisi iki erkek öğrenci, bahçenin kenarındaki çitlerden kazıkları çekip birbirlerine girmişler. Her taraf yara bere içinde… Tedavileri yapıldıktan sonra, yönetmelik gereği disipline verildiler. Kavga sebebi, vatan sevgisi meselesi!.. Kim daha çok severmiş? Onları ayrı ayrı dinledikten sonra, vatanı sevmenin yollarını bir bir anlatmıştım… Tabi bu biraz zor işti, onlara göre… Çünkü en başta, çok çalışmak vardı… Daha sonra, anne ve babalarını okula davet edeceğimi söyleyince, ikisi de titremeye başladı. Meğerse daha önce, birisinin annesiyle öbürünün babası, nişanlı imişler. Ama evlilikleri, bunun tersi olmuş… Ve şimdi, onların çocukları, aradan on altı yıl sonra, “şuculuk ve buculuk” adı altında, “vatan sevgisi havası” içersinde, ana babalarının çapraşık davalarını halletmeye çalışıyorlar… Şimdi, olur olmaz yerde, "vatan sevgisi"ni gündeme getirenlerin hal ve hareketlerine bakarım… Ülke ve insanlık için, ne tür yararlı iş yaptıkları üzerinde düşünürüm… Ortaya, bir şey çıkmazsa, hangi davalarını, "vatan sevgisi" adı altında çözmeye çalıştıklarını çözmeye çalışırım… Bir de sizler deneyiniz bu yolu… Öyle ümit ediyorum ki, çok şeyi fark edeceksiniz!.. Belki benden önce fark etmiş de olabilirsiniz. Benimkisi, sadece bir hatırlatma. Hepsi o kadar!.. Prof.Dr.Abdullah ÖZBEK Bu makale 1733 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1345 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2314308 defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||